enndip
Bir başka gün artık geldi.

Yorum kıstası‘Bunalım’

Geceyedir

Sat ,15/01/2011

Geceyedir küsmelerim benim; üzer beni hep canımı sıkar aynı sigara gibidir canımdan bezdirir sevmesem de kopamam ondan kendine aşık etmeye çalışan kızların taktiği gibidir aynı, arada bir o berbat günlerde özlettirir kendini az verip çok aldıkları sayesinde bağlar kendini bana.

Geceyedir küsmelerim benim; hep beynimi kemiren düşüncelerimi dinlemeye zorlar beni olmadık şeyleri aklıma getirir götürdükleriyse hep o kendime verdiğim sözlerdir hiç çaktırmaz bide sırıtır pis pis giderken. canımı çok acıtır ama bilirim öldürmeyen her acı güçlendirirmiş insanı hani öle derler ya inandırırım kendimi aslında böyle birşey yok bunu bilsemde inandırırım işte züğürt tesellisi misali.

Geceyedir küsmelerim benim; o tutamayacağım sözleri vermeye zorladığı için bilirim ona söz geçiremem ama bir günde insaflı davransa bana?

- Bir gün?  ne günü be adam?.. gece gece

Gözümü kapattığımda hiç cesur olamam onun yüzünden, herkez ise kocamandır karşımda. Benimkisi bi nebze düş içinde düş görmekti, yada kurmak,  her ne ise işte.  sustum bu yüzden, sustum düşündüm onları konuşurken onlar konuştu ben konuştum kendi kendime onlarla konuşur gibi ben konuştum onlar duymadı duydu ama duydukları benim azımdan çıkanlar değildi benim dediklerimi taklit eden onlardı yine, sanki bir oyun içinde hile açmış gibiydim hep. ama birşey vardı kötü olan, oyunda yendiklerinle savaştığın için zevk alırsın hile ise bi yerden sonra zevkini kaçırır oyunun bu hep aklıma geldiğinde hileyi kapatır gibi oldum, sonuç ise mağlubiyetti..

Herhangi bir yol..

Mon ,09/11/2009

Hani bir yola girersin sonu görünmez,  zaten hiç de gelmesin istersin.  saklanmak istersin sebebini bilmeden daha doğrusu mantıklı bir sebeb bile uyduramamışken hala, saklanmaya çalıştığının kendin mi yoksa onlar mı olduğunu anlamaya çalışırsın. Yenilginin ağır yükü tırnakuçlarına kadar pes etdirmişken seni kendini kandırma çabasından vazgeçemessin, nede olsa belli olmaz sadece bir adım sonra karşına bir melek çıkabilir ve ona yakışıksız görünmek kesinlikle kabul edilemez, ama bu yolda karşına melek çıkmaz, çıksa çıksa bir köpek çıkar, eğer mert bir köpekse sana havlar, zeki ve acımasız ise miyav.  Bunu anlayabilmemize karşılık kaç yıl ister bizden? maliyeti kaça ki fiyatı bir ömür olsun ?

Ne yani şimdi, her yolun sonu aynımı ?

Bence değil, ya sence ?

İlk yazı

Tue ,22/09/2009

Sonunda ilk yazı geldi, aslında bu bloğu kurarken sağa sola boş sayfalara karaladıklarımla doldurmayı düşünüyordum, ama aralarından bi tanesini seçipte yazamadım, ilk yazının biraz daha özel olması lazımdı hani bir ailenin ilk çocuğu gibi, ilk konsere gidişiniz, ilk aşkınız, ilk ölüşünüz gibi.

Herşeyin ilki hep en özel olanıdır, aslında sevilmesini gerektiren mantıklı bi cevap yoktur ama yinede sevilir, özlenir.

Günler gittikten sonra bunu özlemeyi planlarım arasında saymıyorum, ama belli olmaz yine o siyah gecelerden birinde açıp arşivi tekrar tekrar okurum. İnsan sadece ilk’i değil geçen herşeyi özler farketmesede, arşivde ve tozlu olan herşey o siyahlar içindeyken dikkat çekicidir, türlü türlü kaplarla bazen bir şarkının içine saklanmış, bazen güzel bir esintinin, bazende kelimelerde çıkar arkada şöyle bir sırıtıp hemen geri kaçar konuşmalar arasında.

Aslında zaten şarkıları sevmemişizdir genelde asıl olan şarkıların kablarının içinde sunduklarıdır, yoksa zaten bir şarkıyla o kadar çok şeyi hatırlamak sen istemedikçe nasıl mümkün olabilir.

- “Buda bizim zaafımız işte

madem mutsuzluktan yakınıyorsun

neden böyle saçma şeyler yapıyorsun.”

- “Saçma?!?

- Nasıl olsa herşey bir gün bitecekti

artık bitsin, izin ver bitsin.

- Karanlıklar içinde hep kendimize yalancı ışıklar keşvettik

sonrada bu ışıkların yalancı olmasına isyan ettik

tamam suç bizde ama bir doğrumuz var;

karanlık, hala karanlıktayız.

Hep bize sıcak olan şeyleri uzaklarda bulduk

tutsak olduklarımız ise özlediklerimiz oldu hep

Hep yalnız olduğumuzda hüzünlendik

yada dibe vurduğumuz anlar hep yalnızlıkla sevgili oldu

hemde bizim hiç yaşamadığımız kadar büyük bir ihtirasla

Ocakta o aşçının pis ellerini yada

yerde gezenti hamam böceklerini görmezden geldik

kokuları gelsede gözümüzün görmediğini bilmedik

daha önce yaşananları bilsekte o aşçıya hep bir şans daha verdik

Ama çorbamıza yine  bir sinek düştü

ve biz yine o kadar aç olmamıza rağmen çorbayı içmedik

Üstüne üstün birde hesabı ödeyip öyle ÇIKTIK

aşçıyı işinden ettirmeden…

ve bu kadar şeyden sonra sen bunlara saçma diyebiliyorsun?”

- “Evet doğru… Çok saçma

ve sen yine hala o lokantanın önünden geçerken

aç gözlerle bakıyorsun içeriye

görmedim sanma…”