İlk yazı
Sonunda ilk yazı geldi, aslında bu bloğu kurarken sağa sola boş sayfalara karaladıklarımla doldurmayı düşünüyordum, ama aralarından bi tanesini seçipte yazamadım, ilk yazının biraz daha özel olması lazımdı hani bir ailenin ilk çocuğu gibi, ilk konsere gidişiniz, ilk aşkınız, ilk ölüşünüz gibi.
Herşeyin ilki hep en özel olanıdır, aslında sevilmesini gerektiren mantıklı bi cevap yoktur ama yinede sevilir, özlenir.
Günler gittikten sonra bunu özlemeyi planlarım arasında saymıyorum, ama belli olmaz yine o siyah gecelerden birinde açıp arşivi tekrar tekrar okurum. İnsan sadece ilk’i değil geçen herşeyi özler farketmesede, arşivde ve tozlu olan herşey o siyahlar içindeyken dikkat çekicidir, türlü türlü kaplarla bazen bir şarkının içine saklanmış, bazen güzel bir esintinin, bazende kelimelerde çıkar arkada şöyle bir sırıtıp hemen geri kaçar konuşmalar arasında.
Aslında zaten şarkıları sevmemişizdir genelde asıl olan şarkıların kablarının içinde sunduklarıdır, yoksa zaten bir şarkıyla o kadar çok şeyi hatırlamak sen istemedikçe nasıl mümkün olabilir.
- “Buda bizim zaafımız işte
madem mutsuzluktan yakınıyorsun
neden böyle saçma şeyler yapıyorsun.”
- “Saçma?!?
- Nasıl olsa herşey bir gün bitecekti
artık bitsin, izin ver bitsin.
- Karanlıklar içinde hep kendimize yalancı ışıklar keşvettik
sonrada bu ışıkların yalancı olmasına isyan ettik
tamam suç bizde ama bir doğrumuz var;
karanlık, hala karanlıktayız.
Hep bize sıcak olan şeyleri uzaklarda bulduk
tutsak olduklarımız ise özlediklerimiz oldu hep
Hep yalnız olduğumuzda hüzünlendik
yada dibe vurduğumuz anlar hep yalnızlıkla sevgili oldu
hemde bizim hiç yaşamadığımız kadar büyük bir ihtirasla
Ocakta o aşçının pis ellerini yada
yerde gezenti hamam böceklerini görmezden geldik
kokuları gelsede gözümüzün görmediğini bilmedik
daha önce yaşananları bilsekte o aşçıya hep bir şans daha verdik
Ama çorbamıza yine bir sinek düştü
ve biz yine o kadar aç olmamıza rağmen çorbayı içmedik
Üstüne üstün birde hesabı ödeyip öyle ÇIKTIK
aşçıyı işinden ettirmeden…
ve bu kadar şeyden sonra sen bunlara saçma diyebiliyorsun?”
- “Evet doğru… Çok saçma
ve sen yine hala o lokantanın önünden geçerken
aç gözlerle bakıyorsun içeriye
görmedim sanma…”
Tags: Bunalım




Posted on 08 Nov 2009 at 23:14
arkadaşım sitenin icerikleri cok güzel ama biraz renklendir ya içim karardı..:)
Posted on 08 Nov 2009 at 23:21
Posted on 16 Nov 2009 at 16:41
arkadaşım yorum yaparken (siteniz) kısnıma bişey yazamıyorum sıra bize geldi bi elatşu işede bizede bir site yapalım..:)
Posted on 16 Nov 2009 at 20:30
Posted on 14 Jan 2010 at 23:09
slm emre beni hatırlamayabilirsin
site çk ii olmuş eline sağlık yazı süper olmuş